Bir siretsin Züleyha, miyadı dolmayan, dolmayacak olan. Suretten öte bir siret.
Aynaları ayna yapan bir suret, aynalara can veren bir suret. Aynaları konuşturan bir siret.
Bu latiflik aksederek hiç biter mi Züleyha? Latiflik bitmez; ama aksedilen; ayna biter Züleyha…
Ayna meş’um ayna nadan, ayna acuzeyse biter Züleyha.
Hangi ayna vardır ki nigahına istiğna etsin. Hangi ayna vardır ki hasbelkader diyerek, firkate yürüsün.
Paramparça olsun aynalar Züleyha, seni göstermiyor, sana sitem ederek sükût ediyor, aksetmiyorsa,
kırılsın aynalar Züleyha.
Çirağ orada dönsün pervaneler, gül dikenlerini ayan etmiş, şakısın bülbüller, beyhude.
Ne güzel gelmiştim hatırlar mısın, Züleyha? Çocuksu düşlerimle, heybemde sakladığım sözlerle, kimseye söylenmemiş sözlerle.
Şimdi, sıla yazılmış gittiğim yere, firak yazılmış gönlüme.
Mağrur ayna, eğiyor başını karalar kaplıyor, nur-u derununu. Lal kesiliyor, şerha şerha oluyor…
En yakın olur birgün en uzak, her söz olur birgün sükût, her nevbahar olur birgün hazan.
Bu gece de kapındayım, tan vaktine kadar, bu gece yeldadır bana, firkattir bana.
Günay T.