O olmazsa yaşayamam O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O’nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini… Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
Binmediğim hiçbir otobüs Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanıldığımdın Yangınımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum
"Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum. KAHRAMAN TAZEOĞLU
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan Hayvanl arın yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan..... Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...
Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm cehennemi de Öyle bir aşk yaşadım ki Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazılar seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, Hem kızdım hem güldüm halime, Sonra dedimki 'söz ver kendine' Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin, Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat yaşadım ki, Son yolculukları erken tanıdım Öyle çok değerliymişki zaman, Hep acele etmem bundan, ANLADIM..
Bir gülümseme; sevginin ve insan olmanın anahtarıdır. Bir gülümseme; iç dünyamızın güzelliklerini, dışa yansıtır. Bir gülümseme; bir külfeti yoktur, fakat çok şey kazandırır. Bir gülümseme; evde saadet, iş yerinde muvaffakiyettir. Bir gülümseme; başkalarına ikramda bulunmak demektir. Bir gülümseme; vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştirir. Bir gülümseme; bir an sürer, bazan ise ebediyen yaşar. Bir gülümseme; yorgun olan insanı dinlendirir. Bir gülümseme; ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder. Bir gülümseme; karanlık bir çehreyi aydınlatabilir. Bir gülümseme; satın alınmaz, rica ile elde edilemez. Bir gülümseme; ödünç verilmez, çalmak da mümkün değildir. Bir gülümseme; kendiliğinden verilmedikçe, işe yaramaz. Bir gülümseme; ona ihtiyacı olanlara ilâç gibi gelir. Bir gülümseme; sevgi köprülerini sağlamlaştırır. Bir gülümseme; bazan bir hayat kurtarır. Bir gülümseme; bazan bir savaşı da önler. Bir gülümseme; bazan gülümseyemeyeni gülümsetir. Bir gülümseme; sadaka yerine geçer, sevap kazandırır. Bir gülümsemeyi, gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin! Bir gülümsemeye, gülümseyemeyenlerin, ihtiyacı olduğunu unutmayın! Bir gülümseme için hiç kimse, ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir. Alıntı.
ya kendini bırak bana ya da beni bana bırakta yaşayayım. bu nasıl ayrılık bir daha gelme gelme de alışayım. ben senin yalnız kalışlarında tek adresin olamam. ya benim ol herşeyinle ya da unut herşeyimle. yıllardır denedik olmadı suç biraz bende biraz da sende ama uzatmayalım artık sakın bir daha gelme.
Karar ver artık ya benimle ol benim ol . Ya bırak beni yakma canımı acıtma kalbimin en derin köşesini .. Elinde tuttugun kalbim farkındamısın ? Sıkıldıgında sitrese girdiginde avuçlarındaki bir sitres topu değil .. o benim kalbim.. Canın istediginde gelip sıkılınca gitmene dayanamıyor artık ne kalbim ne gözlerim .. Yanlızken ilk adresin ben oluyorum çat kapı geliyorsun gece gündüz fark etmiyor .. her defasında seni gülen yüzümle ışıldayan gözlerimle karşılıyorum BiR umutla artık gitmeyeceksin diye artık acıtmayacaksın kanatmayacaksın diye .. Artık sadece benim diyorum bekledigime deydi diyorum .. Ama sadece diyorum... Sen açtığın yaraları sarmadan yeni mutlulukar yaşama hevesindeyken ben kanayan yanlarımı saramadan yenilerini açıyorsun.. Arkana bakmadan çekip gidiyorsun .. Yıllardır sana ne kal gitme diyebildim nede geldiğinde gelme diyebildim .. yoruldum yar ..dayanamıyorum artık tükendim Bir Daha Gelme..!!
Belkide suç bende elimde tutamadım kalbini yetemedim sana yada sen yetinemedin benimle .. Belkide hata sendeydi doyamadın gönülden gönüle konmaya kalamadın tek bi isimde .. Beni ben yapan her zerrem senken. senin canın istediginde , g elip dinlendiğin ihtiyacın olan morali sevgiyi depoladıgın biri olmak.. ve bütün yaz boyu uğrak bir otelin sezon sonu bomboş ve darmadağın bir otel odasıymışım gibi hissetmeme neden olan gidişlerin.. Yıllar boyu devam eden bu amansız sancı kapanmayan yara kapanmalı .. Git sakın bir daha gelme..!!
sönmüyor ateşimiz ama alev alev de yanmıyor. ayrılık zor ama beraberken de olmuyor. yazılmışsa bir kez ilahi kalemle kaderimiz hiç bir kalem kaderi silip baştan yazmıyor...
Nasıl bir yangın böyle ben yanarken sen sönüyorsun .. çekip gidiyorsun tam söndü içimdeki kor derken sen yeniden yanıyorsunn. bir beden kaç Yangından sağ çıkar hiç düşündünmü ? bir can kaç defa ölüp dirilebilir.. bilmiyorsun degilmi .. bilsen yaparmıydın ? ... Seven için her ayrılık ölümdür yar her ayrılık sözü yakar tenini .. sen yanmıyormusun? Sevmiyormusun? Cevabinı bildiğim ama duymaktan korktuğum bir sürü soru var beynimde uğuldayan.. Sensizlikten korkup her geri dönüşünde kabul ettiğim seni korkularıma değişiyorum .. evet korkuyorum sensizlikten ama varlığının acısı çekilmiyor artık .. Ayrılık zor evet yakıyor tenimi bedenimi ama varlıgında dindirmiyorki canımın yangısını ...
Ne benim oluyorsun nede beni bende bırakıyorsun Nefesin nefesimken nefesini alıp gidiyorsun Canım canımdan çekiliyor.. Tam hersey bitti dedigim an yine karşıma çıkıyorsun.. Ne yaşatıyor Ne öldürüyorsun .. YaR SeN BendeN Ne istiyorsuN?...
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden (siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçecegi aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı.