|
 |
3/6/2008 - Chat ve msn,evlilikleri tehdit ediyor
Chat veya MSN, web kamera ile hem görüntülü hem de sesli chat yapma eşlerin arasına giren teknolojik bir ayrık otu. Chat ve msn giderek daha çok evliliğin yıkılmasına sebep oluyor.
Eşleri buna en çok, boşlukta kalmak, eşinden ilgi görememek ve iyi bir iletişim kurulamaması sürüklüyor.
Yeni doğum yapmış Sena hanım, yıllık iznini alıp gününü eskisinden daha fazla bilgisayar başında geçiren eşi Hamdi Bey’in kendisine karşı olan bu ilgisizliğinden dertlidir. Sena hanım eşinin dürüstlüğüne çok güveniyor ve onun kendisini aldatacağına inanmıyor. Ama güveni gittikçe sarsılmakta ve eşine rahatsızlığını surat asarak göstermektedir. Bu durum eşinin kendisinden daha fazla uzaklaşmasından başka işe yaramaz. Nihayet eşiyle konuşmaya karar verir, eşi de yalan söylemek istemez ve doğrusunu anlatır.
Bir arkadaşının link verdiği bir bayan internette chatleşerek kendisinden bazı ailevi sıkıntıları için yardım ister. Başlangıçta amacı sadece o bayana ailevi sorunlarında yardımcı olmaktır. Fakat kendisinibu yardıma o kadar kaptırmıştır ki, şu anda yardımına ihtiyacı olan eşini ihmal etmektedir. Karşılıklı yazışmalar arttıkça, kişiler özel konularla ilgili bilgi alışverişinde bulundukça; bu durum karşısında eş de tavır alıp soğuk davrandıkça bilgisayar diğer eşe bir kaçış olarak görülüyor. Mazeret de eşin ilgisizliği olup kişi kendisini haklı görmeye başlıyor.
Kişi eşine doğru cevap verirse, sorunlara yol açan nedenler de görülüp bunlara çözüm yolları üretilebilir. Eğer sanal âlemdeki konuşmalar ilişkiye dönüşmeden bitirilirse evliliklerin devamı da sözkonusu olabilir. Nitekim eşi Hamdi beyden şüphelenen Sena hanım, sorunlarını eşiyle tartışmış, eşiyle birlikte çözümler üretmişti. Böylelikle sanal alemdeki diyaloglar bir yakınlaşmaya dönüşmeden son bulmuştu. Buna rağmen ilişkiye dönüşen birçok olumsuz örnek vardır. Uygun çözüm üretemeyen, kendisini koruyamayan birçok kişinin evliliği tehdit altındadır.
Sanal âlemde kişi, aldatmaya yol açacak dürtülerine karşı daha savunmasız ve yenik düşmeye daha müsaittir. Başlangıçta belki kişi karşısındakini karşı cins olarak düşünmez. Özel konularda konuşulup samimiyet ilerledikçe hatalar yumağı büyümektedir. Bazen de bir taraf bırakmak istese de diğer taraf bırakmamakta, bu da problemi daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Aslında sanal ortamda kişinin karşılaştığı problemler hayatın her aşamasında vardır: İşyerinde, akraba, dost ve komşulukta, aile ortamında, diğer sosyal ortamlarda. Sanal ortamda genelde ses ve görüntü olmadığından mahremiyet dairesine girmek söz konusu değilmiş gibi göründüğünden kişiler daha az çekinip daha rahat kendilerini ifade ediyor Birçok kişi, gerçek hayatta fırsat vermeyeceği sorunlarla karşılaşıyor.
Dikkat edin, evliliğiniz chat’ırdayabilir!
Bilmediğiniz, tanımadığınız kişi ile (kurumsal yazışmalar haricinde) bir problem çözmeye yönelik de olsa chatleşmeyin.
Karşınızdaki kişi size bir konuda soru sorduğunda sadece sorusuna cevap verin.
Özel olarak sürekli görüştüğünüz kişilerle ilgili eşinize veya yakın aile üyelerine bilgi verip, konuştuğunuz kişilerin tanınmasını sağlayın.
Evlilikle ilgili sorunlarınız varsa sanal âlemdeki tehlikelere karşı daha açıksınız demektir. Evliliğinizi monotonluktan kurtarmaya çalışın.
Sanal âlemdeki tehlikelere karşı hazırlıklı olun ve problemi problemle çözmeye çalışmayın.
Eşiniz ile problemlerinizin sürüncemede kalmasına fırsat vermeyin.
Bazı duygusal ihtiyaçlarınız karşılanmıyorsa, kendinizi meşgul edecek meşguliyetler bulun.
Hayat kolaylıklar ve zorluklarla dolu; hayat arkadaşınızın işini zorlaştırmayın, kolaylaştırın.
zaman
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
1/6/2008 - Chat yapan bütün kızlara!!!!!!
Lütfen bu yaşanmış olayı sonuna kadar okuyup ibret alınız.
Chat kullanan bütün kızlara!!!(Bir ailenin dağılmasına sebep olan yaşanmış acı veren bir olay)
Bu olay sizlere sahibinin dilinden anlatılıyor.Uzun olmasına rağmen dikkatle okunması gereken bir ailenin sebepsiz yere üzücü bir şekilde viran oluşunu anlatan bir olay… Olayı yaşayan kız diyor ki: ” Kardeşlerim, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh İşte sizlere gerçek,acı veren,üzücü,hayatımı yok eden,geleceğimi parçalayan,aile hayatımı öldüren,eşimle yollarımızı ayıran hiyake… Ben muhafazakar ve bilinen bir ailenin ahlak ve İslam terbiyesi üzerine yetiştirilmiş kızıyım.Hiçbir zaman düşüncesiz yada eğlence arayan bir kız olmadım.Allah’ı kızdıracak bir iş yaptığımı hiç bilmem. Beni seven benimde onu sevdiğim bana fazlasıyla güvenen iyi bir insanla evlendim.Onun şımarık eşiydim hatta ailem ve akrabalarımdan bir çoğu bana eşimin beni daha önce hiçbir kızın görmediği kadar şımarttığını söylüyorlardı.
Benim eşimden birşey isteyipte onun reddedip ”hayır” dediğini hatırlamam ondan ne istesem getirirdi.Birgün ona internet kullanmak istediğimi söyledim ilk önce bunun iyi olmadığını,benim için uygun olmadığını söyledi.Kurnazlıklarla ona interneti aldırdım ve kötü yönde kullanmayacağıma dair söz verdim o da kabul etti.(keşke kabul etmeseydi.)
Beni internette eğlendiren ne varsa mutluluk ve sevinçle oraya girer oldum.Durum öyle hale geldiki eşim hergün işe gidiyor bende internete giriyordum hatta onun olduğu vakitlerde…ama bana ne yaptığımı sormuyordu çünkü bana güveniyordu.Günler geçti,internet kullanan bir arkadaşım bana chatten bahsetti: ”chat çok eğlenceli,insanlar bu programda birbirleriyle konuşuyor saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsun.” dedi.Chate girdim(keşke girmeseydim.)Başlangıçta sadece geçici konuşmalar olarak düşünüyordum sonra bir kişi ile tanıştım hergün onunla görüşüyor ve konuşuyorduk.Yüksek ahlakıyla diğerlerinden ayırt edilen bir kişiydi daha önce konuştuğum kimselerden onun gibi olanını görmemiştim. Eşimi daha önce hiçkimseyi sevmediğim bir sevgiyle sevmeme rağmen saatlerce chat önünde oturuyor ve onunla konuşuyordum.Eşim geliyor,beni izliyor ve bilgisayarın önünde geçirdiğim saatlere kızıyordu.Bir kişiyi beğenmiştim ve onunla sadece beğeni olarak konuşuyordum.Günlerin geçmesiyle durum tersine döndü ve beğeni sevgiye dönüştü.Ona eşimden daha çok bağlandım.Eşimin sinirinden kaçıp internette onunla konuşmaya başladım.Bir keresinde kendimi kaybettim ve eşimle kavga ettim.Eşim internet aboneliğini iptal etti ve bilgisayarı evden çıkardı.Eşime kızdım çünkü ilk defa bana bu şekilde kızdı onu cezalandırmak için chatte sohbet ettiğim kişiyle konuşmaya karar verdim.Bana onunla konuşmam için yalvarmasına rağmen reddediyordum.Bir gece onu aradım ve telefonda onunla konuştum, o andan itibaren eşime olan ihanetim başladı.
Eşim her evden çıktığında onu arayıp konuşuyordum eğer eşimden boşanırsam benimle evleneceğini vadediyordu ve sürekli onunla buluşmam için yalvarıyordu.Onun isteklerinin arkasından sürüklendim ve onunla buluştum.Buluşmalarımız bir kadının eşine ihanet ettiğinde yapabileceği en büyük günaha düşene kadar devam etti. Aramızda ilişki oldu.Chatte tanıştığım adamı sevdim ve eşimin beni boşamasına karar verdim.Eşimden beni boşamasını istedim.”neden?” diye sordu.Aramızda sorunlar çoğalmıştı ve dayanamıyordum.Eşimden hoşlanmamaya başlamıştım.Eşim durumdan şüphelendi ve olayın iç yüzünü araştırdı.Bir keresinde telefonda bir adamla konuştuğumu farketti.Ona gerçeği söyledim.Bütün olanların üzerine eşimin bana karşı iyi olmasına karşın onu istemediğimi artık onunla yaşamaktan hoşlanmadığımı söyledim.Eşim durumu açığa çıkarıp aileme bildirmedi.Ben seni seviyorum ama seninle devam edemem Allah senin ve bizim günahlarımızı örtsün.Ailene benimle yaşamak istemediğini,birbirimize uygun olmadığımızı farkettiğini söylersin dedi. Bununla beraber eşimin hoşlanmadığı tek şey internetten kaynaklanan basit problemlerdi.Bana kötü muamelede bulunmadı hiçbir kusuru yoktu sadece interneti evde istemiyorum dedi.Kördüm bütün bunları anca iş işten geçtikten sonra görebildim.
İnternette tanıştığım gencin sözleri eşimle ayrılığıma sebep olmuştu.Bana: ”Senden başkasından hoşlanmadım.Hayatımda senden daha tatlı biriyle karşılaşmadım.Sen hayatımda gördüğüm en iyi insansın.” diyordu ama işin sonunda bu hainin gerçek sözleri beni bir yıldırım gibi çarptı. Dediki: ”Eğer evlenirsem tanımadığım yada chat gibi yanlış olan bir yolla tanıştığım biriyle evlenmem özellikle de senin gibi yaşı büyük ve akıllıysa…Eğer ben birini istersem chatte tanıştığım ve evlenmeyi düşündüğüm biri olsa bile küçük bir kızla tanışırım onu istediğim gibi yönlendiririm,senin gibi evli ve kocasına ihanet etmiş biriyle değil!!!!!….”
Size yemin ederim ki bu söylediğim kelimeler tamamen onun söylediği gibi,yalan söylemiyorum ne bir kelime arttırdım ne de bir kelime eksilttim.Şimdi şaşkınım intihar etme düşüncesindeyim, bu yazı sizlere ulaştığında intihar edebilirim yada Allah beni hidayete erdirip karanlığın yolundan uzaklaştırır. Bana zulmeden ve bu olayla hayatımı sarsan kişi ve onun gibilere diyorum ki: ”Birgün gelecek sizde kendi nefislerinizde kışkırtıcı şeylerin insanı nasıl aldattığını göreceksiniz.Bütün duam Allah’ın bana zulmeden kişinin aynı durumdan(kendisi veya ailesinde) şikayet ettiğini göstermesidir. Allah’a emanet olun.”
www.zehirliok.com
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
1/6/2008 - Müslüman Erkek Kadınını Uçan Kuştan Esirger
Her memlekette,bilhassa Avrupa'da,sadece hanımı ile ömrünün sonuna kadar beraber yaşayıp,başka bir kadınla ilgisi olmamış güçlü,kuvvetli kimse pek azdır.Orada,kendi hanımı ile beraber oturmak ayıp olduğu için,herkes hanımını başka bir erkekle oturtur.Kendisi de,bir başkasının hanımını alarak dans eder.Böyle bir görüşmede,gerek erkek,bir diğer kadına ve gerek kadın,bir diğer erkeğe çaresiz meyleder.Bunun için Hristiyan memleketlerinde,kadınlar ve erkekler,birbirleri ile karıştıkları,görüştükleri ve konuştukları için zina etmeden ömür geçirmiş bir erkek ve kadın pek nadir bulunur.
Müslüman hanımlarının durumuna gelince,müslümanların hanımları,ırz,namus ve haya sahibi olarak,kocalarının yanında ve her yerde muhterem olduğundan,onları böyle tehlikelere ve hakaretlere layık görmezler.Herkes,en çok sevdiği ve kıymetli olan şeyleri kendi nefsi için sakladığı gibi,Müslümanlar da,kendilerine her şeyden kıymetli,aziz ve muhterem bildikleri hanımlarını uçan kuştan esirgerler.
Bu ise,muhabbetin,sevginin çokluğundandır.Avrupalılar,bu hususta ahlak ve namus duygusundan uzaklaşmışlardır.Erkeğin,hanımını ve kadının kocasını kıskanması,çok gülünç ve alay konusu olan bir ahmaklık kabul edilmektedir.O hale gelmiş ki,bir kimse hakkında,filan kıskanç imiş denilince,terbiyesiz ve ahmak sayılır.Batı ülkeleri,Müslüman ülkeleri de kendilerine benzetmek istiyorlar.Bütün gayretleri bundandır.Çeşitli isimler altında,dernekler kurup asil milletimizi kendi ahlaksızlıklarına alıştırmak istiyorlar.Hadis-i Şerifte,"Haya İmandandır."buyuruldu.Maksatları önce hayayı yıkmak sonra da dini,imanı...
(huzurun kaynağı aile)
Başak UZUN
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
1/6/2008 - Gençliğin İntihar Koşusu
Birçok Türk aydın, düşünür ve yazar gençliğin içinde bulunduğu durumu,
bu durumun getireceği sonuçları ve bu sonuçların olmasına neden olacak
faktörlere karsı alınması gereken önlemleri gazetelerde, televizyonlarda ve kitaplarında ifade ediyorlar. Onların ifadelerinin, düşüncelerinin ve çözüm için yaptıkları önerilerin yanında benim yazacaklarım pek bir anlam ifade edemez ama yinede gençliğin sürüklendiği yada daha doğru bir ifadeyle sürüklenmeye çalışıldığı ucunda ne olduğunu kestiremediğimiz karanlık yolda tehlikeyi bizzat yaşayan bir üniversite öğrencisi olarak bende düşüncelerimi aktarma gereksinimi duydum.
Şu anda gençlik hem fiziki görünüş hem de kişilik olarak, iyi terbiyeyle yetişmiş ve eskiden Türk gençliğinin yaşantısını bilen kişiler tarafından “ bu gençlik nereye gidiyor” denilecek bir halde. Bu hale gelmek bir anda olan bir değişimin ürünü değil, aslında yüzlerce yıldan beri Türklerin aile yapısı, gençlerin milli şuuru ve vatan sevgisi Türk düşmanı devlet ve kurumlar tarafından yok edilmeye çalışılıyor. Ama yüzlerce yıldır yaptıkları etkinin on katı daha ciddi ve ağır etkiyi 1992 yılında özel televizyonların kurulmaya başlamasından günümüze kadar olan dönemde yapmayı başardılar.
Yeni doğan bir çocuk daha adını ezberlemeden TV programlarını ezberleyecek kadar, ev hanımları kocaları eve geldiğinde onların geldiğini fark edemeyecek kadar ve gençler magazin programlarında ki manken ve şarkıcıların şeceresini sayabilecek kadar televizyona bağlı bir yaşamın esiri olmuş durumda. Bu durum doğal olarak yalnızca gençliği değil, bütün insanları olumsuz yönde etkiliyor. Her gün yayınlanan bu programlarda bekâret önemli mi? Namus diye bir şey var mı? Şeklinde tamamen milli ve ahlaki değerlere aykırı konular tartışılacak kadar ileri gidilmiş durumda. Bazı kanallarda Toplumu bilinçlendirmek, gidilen karanlık yola ışık olabilmek için, belgesel, film ve haberler yayınlanıyor. Fakat bu kanallar maalesef zararlı programlarla dolu olan büyük kanallarla yarışabilecek maddi olanağa sahip değiller. Sonuçta gençler reklâmlardan da etkilenerek belgeseller ve aydınlatıcı tartışma programlarını izlemek yerine rap star, pop star ve dans et benimle gibi insanı aptallaştıran programları izliyorlar. Yayınlanan klipler adeta bir erotik filmi andırıyor. Dizilerde gerçek Türk toplumunun değil dönüştürülmek istenilen Türk toplumunun yaşantısı anlatılıyor ve sonuçta bu anlatılanlar toplumun kafasında yer ediniyor. Bu duruma gazetelere yansıyan bir kıssayla misal verelim
Habere göre ilköğretim 5. sınıfa giden bir öğrenci yanında oturan kız öğrenciye sana şu kadar para vereyim benimle ilişkiye gir şeklinde ahlaksız bir teklifte bulunmuş ve kızın durumu öğretmenine anlatması sonucun da öğrenci hakkında okul disiplin kuralları çerçevesinde işlem başlatılmış. Burada bana göre bu ahlaksız teklifi yapan daha ergeniğe bile girmemiş öğrencinin hiç suçu yok. Bence bütün suç bin bir gece adındaki birçok evde bir aile dizisiymiş gibi izlenen dizinin yapımcılarında ve bu türden dizileri çocuklarına izleten ailelerde. Ülkede bu tür programları denetleme yetkisi radyo televizyon üst kurulunda(RTÜK) fakat gerçeği söylemek gerekirse onlarında eli kolu bağlı durumda, ne zaman RTÜK bir programa yasak getirse o televizyon kanalında RTÜK aleyhinde haberler ve programlar yayınlanıyor doğal olarak RTÜK yetkilileri de eleştirilere dayanamayarak kanallara gereken şekilde müdahalede bulunamıyorlar. Olan yine topluma ve toplumsal değerlere oluyor.
Ülke gençlerinin gelecekte izleyecekleri yolun haritasını görmek istersek bulunduğumuz konumdan pek fazla uzaklaşmamıza gerek yok her mahallede bulunan liselerden birine giderek bu isteğimizi gerçekleştirebiliriz. Yada oda arkadaşımın yaşadığı şu olay hakkında bir yorum yaparak gidilen yolun haritasını zihnimizde de çizebiliriz. Arkadaşım okuldan çıkıp İETT otobüsüne binmiş ve bir yere oturmuş birkaç dakika sonra bir lisenin önünde 2 kız öğrenci ve arkalarından bir de erkek öğrenci otobüse binmiş. Kızlarla erkek öğrenci samimi bir şekilde muhabbet ettikten sonra birkaç durak ötede erkek öğrenci otobüsten inmiş, çocuğun otobüsten inmesiyle birlikte kızlar çocuk hakkında yorum yapmaya başlamışlar. Kızın biri “bu Serkan’da amma süt” deyince diğeri hiddetli bir şekilde “o süt değil, hem süt olsa sigara içmez, bara takılmaz, partilere gitmezdi” diye aklınca çocuğu savunmaya geçmiş. Diğeri de “bence yeterli değil ben onu hiç kızla görmedim, hem derste çalışıyormuş” deyince çocuğu savunan kız daha da hiddetli bir şekilde “yanılıyorsun o kızla da çıktı, derslere de hiç katılmıyor” demiş İşte toplum gençliğinin bataklığa saplanmış iki öğrencisinin arasında geçen konuşma bu. Görüldüğü üzere Artık sigara içmeyen, ders çalışan, kızla çıkmayan öğrenciler süt çocuğu tanımının yapılmasında kullanılıyor. Bu yapılan tanıma göre benimde tam bir süt çocuğu olduğumu, bu sütlükten dolayı da gurur duyduğumu belirtmek isterim.
Gençlerin saplandığı bir diğer bataklıkta internet. Gençlerin büyük bir zamanı ya televizyon karşısında yada bilgisayar başında geçiyor. Ve gençler internette bulunan yüz binlerde zararlı site arasında sanal sörf yapıyorlar. Buradaki cinsel boşluğa kapılan gençler internetten bir arkadaş aramaya başlıyorlar sonunda biriyle tanışılıyor. Bu arkadaşlık sevgi, saygı değil tamamen cinsel arzular üzerine temelleniyor. Bazen alan memnun veren memnun oluyor ama çoğu zaman bu tanışmalar büyük yıkımlara gebe oluyor. Gençliğin ufkunun kararmasında kullanılan en büyük silah şüphesiz ki cinsellik. Bizim örnek almamız gereken atalarımızın taşıdığı namus bilinci şu anda Türk toplumunun genelinde mevcut olsa bizi kimse tutamaz. Onların namuslarına ne derece önem verdiklerini bir örnekle açıklayalım. İstanbul’un fethinin kahramanlarından olan Ulubatlı Hasan bir gün bir dağ yolunda giderken uzaktan bir köylü kızının çeşme başında su doldurduğunu görür. Biraz sonra kızın yanında iki adam belirir. Adamlar kızı çevreler kız kaçmak ister ama yapamaz. Durumu gören Ulubatlı Hasan hemen çeşmenin başına koşar ve kızı bırakmalarını söyler. Adamlar “defol git buradan istiyorsan sıranı bekle” diye adi bir teklifte bulununca Ulubatlı Hasan kılıcını çıkarır ve iki adamı da yere serer. Daha sonra kıza suyunu doldurmasını ve önüne düşmesini söyler. Kızı köyüne götürmek için giderken kızın arkasında olmaktan rahatsızlık duyar ve kendi kendine şöyle der “ o tazecik bir Anadolu kızı bende genç bir erkeğim benim onun arkasında gitmem bana yakışmaz” sonra kızın önüne geçerek kızı evine kadar götürür. İşte bu olaydaki kahraman Ulubatlı Hasanın taşıdığı şuur İstanbul fethinde mücadele veren Fatihin bütün neferlerinde vardı. Biz gençler Brad pitti, madonnayı yada diğer geleneksel Türk ve İslam toplum yapısına aykırı insanları örnek almak yerine gerçek birer kahraman olan dedelerimizi, atalarımızı örnek almalı ve onlar gibi milletimiz için, vatanımız için, namusumuz için mücadele etmeliyiz.
Eğer televizyonlarda ve dergilerde örnek almamız gereken kişilerin değil de millet için birer utanç kaynağı olan kişilerin yaşamları anlatılmaya devam ederse toplumda bu karaktersiz insanların yaşantısını örnek alacaktır. Bu bozuk düzene bir an önce dur denilmezse Türkiye’de vatan sevgisi, toplumsal ahlak, güvenilir gelecek ve milli kültür gibi Türk toplumunun temelini oluşturan konulardan söz etmek imkânsız bir hal alacak. Ben umuyorum ki toplumumuz oyunlara gelmez, milli birlik ve beraberlikten ayrılmaz.
Salih SEZEN
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
|
|