Tevekkül- Günay Turak

2013-12-19 00:42:00

Ne zaman yaramızdan şikayetçi olsak, daha deriniyle imtihan olunduk... O yüzden diyoruz: Tevekkül iyidir... Günay Turak Miranda Devamı

Miranda

2012-07-02 15:05:00

Güzel sayfam http://www.facebook.com/mrndaa  ya davetlisiniz. http://www.facebook.com/mrndaa Devamı

Dil Harâb

2011-01-26 21:13:00

  Dil Harâb   Bazı bazı tevafuk edersin de arayışlarıma Ram olur musun ki sen de yakarışlarıma   Sanma ki her bahara doğan aŞklar hercai Pinhandır bir köşede bazısı bilirsin hani   Sen, lerzan bir şemsen öylece bekleyişte Ben yanmak için müstacelen dönen pervane   Dönerim de yanarım ateşine yanaşamadan Yanar giderim de varlığına kavuşamadan   Adımlarım yaklaştıkça hep senden ayrı Anladım ki yok bu aşkta firaktan gayrı   Hayâllerimle tertemiz bir sayfa açtım Ellerimle sükut u hayâle uğradım   Manâ ehliydik de maddeyle kıyaslandık Bu yolda bir merhaleye varamadık   Mecalim yok anlatmaya dil harâb oldu Kurudu kaynağım, meskenim tarumar oldu   Lal u ebkem kesilir, köşemize çekiliriz Azığımız; hayâllerimiz, susar da gideriz   Günay Turak ... Devamı

Dil- i Şeyda

2010-12-16 23:17:00

                                    Dil- i Şeyda                                                   Şairsem, kalemimi bandırıp da gönlümün derinliklerine  Anlatmalıyım gönlümce, kelimelerimin yettiğince  Anlattıkça, anlattıkça anlam katmalıyım hislerime  Kaçarak harflerimin ardına, ayan etmeliyim kendimi  Korkarım, korkarım yazacaklarımı içimde biriktirdikçe  İmtina edip de şimdi sükût mu etmeli söz yerine Yoksa hal- i beyan mı etmeli, sükût yerine Tevafuklarla süslenmiş bir hikâyenin coşkusuyla Merhaba, diyip de ötesine geçilemeyen bir muhabbetin Anlamsız, karmaşık ve heyecanlı sözlerimin anlatamadıklarıyla Koşarım ardından, gözlerinin bana anlattıklarıyla  Şeyda gönlümde aks olunca hicabi bakışların  Rücu eder aslına, sahipsiz şiirlerim  Ve mütemadi bir arayışa gark olur gözlerim  Adımlarını takip edercesine hep sana doğru  Gayri ihtiyarı olarak yürür durur, sana, sana doğru Yakarım heybemdekileri senden özge ne varsa       Yeniden söylerim, sana bana dair ne varsa  Anlatışlarımdaki muğlaklık anlam bulunca  Sözlerim muallakta kalmaktan kurtulunca Bir adanmışı olduğunda şiirlerimin Ellerimde gizlediğim bir sızım olunca Tecellisi olur aŞk bahsimin 07. 12. 2010     &nbs... Devamı

ŞAİRE’M

2010-06-04 21:10:00

                                                        ŞAİRE’M                           Sen hangi inkisardan geriye kalansın?                          Sen kaçıncı yanılıştan elde kalansın?       Şairem, hangi vefasızı gönlüne tutsak ettin de bunca kendini imtina ettin? Hangi vefasızın gönlüne düştün, kime râm oldun ki kendini üç harfe(ayın, şın, kaf) heba ettin?       Şairem, sana biriktirdiğim şiirlerim vardı, gönlümün kırıklıklarından yansıyan… Düşlerim vardı sana sakladığım, kendimden bile sakındığım.  Yanılışları hesaba katarak sıkı sıkıya sakladığım düşlerim.  Anlamasız bakışlarımın ardında,yolunu bekleyen gözlerim vardı.  Muğlak anlatışlarımın arasında seni betimleyen sözcüklerim vardı.  Senin her hayâl kırıklığıyla yazdığın, benimse her hayâlde yazdığım şiirlerim vardı.      Sana geliyorum şairem. Sana hülyalarımda geliyorum. Ellerimde mis kokulu leylaklarla geliyorum. Tarumar olmuş kalbini nizama geliyorum. Hayâllerimin öznesine geliyorum.  Ve ben seni tasavvur ediyorum:  Zihnin yorgun, kalbin bir savaştan yıkık. Yanından ayırmadığın düş kırıklıkların. Beni bekliyorsun bir köşede. Ben, tam seni düşlerime çekerken, sen kendi düş kırıklıklarını bana sunuyorsun. Sanki mücrimi benmişim gibi hayâllerinin…     Sen geçmişte yaşa şairem, ben seni gelecek... Devamı

Ben İstanbul

2010-05-25 02:44:00

Fethi zor, fatihi tek şehirlerin şanıyım Dûalardır surlarım, Fatih’tir komutanım Yakamozu lâtif deryalardır meziyetim Kudüs tek rakibim, Mekke yegane gayretim Ben İstanbul, hani şu fatihi muştulanan   Mezar taşlarının ardında pinhandır sırrım Şakıyan bülbüllerde ruşendir, hakikatim Benim,  herkesin derunundaki nazlı maşuk Benim, her şeyiyle Mevla’ya, niyazlı âşık Ben İstanbul, hani şu sevdası destanlaşan   Bazen  naçar bir nigah oldum Ayasofya’da Bardağın dibindeki çay, Lale Bahçesi’nde Söğüdün gölgesi oldum, Gülhane Parkı’nda Hezarfen’in kanadı, Galata Kulesi’nde Ben İstanbul, loş sokaklarında tarih kokan   Bana bakar farklı tepelerimden Mihr ü Mah Aşiyan’da Fikret, Beyatlı , Asaf ne ferah Terennüm eder beni en rindane şarkılar Beni yâd eder, gönüllerde makes gazeller Ben İstanbul, hani, şairlere mülhem olan   Baki, Nedim, Yahya biteviye beni söyler Bana yazılmasaydı araftaydı şiirler Camilerime, sebillerime meftun dil’ler Gözler, yedi tepemden sevinç ile seyr eyler Ben İstanbul, medeniyete mihmandar olan   Pervane şeme dönüşünü benle sürdürür Sen de olasın benimle ahvalin hep sürur Âvâre gönüller vuslata benimle yürür Hüdai Üsküdar’da dûaya benle durur Ben İstanbul, bensiz destanların hepsi yalan   Bana mehcur olmuş olan olmaz mı hep giryan Her İstanbul lafzında yürekleri tüm hicran Âşık olmayan heybetime, değil mi nadan Bunca tarihim ile olmam ki ben hiç nisyan Ben İstanbul, bazen sıla, bazen gurbet olan   Eyüp’te yâd ol... Devamı

Dil Harâb

2010-01-09 17:33:00

                 Dil Harâb Hülyalarımda saklı idin, çocuksu düşlerimde. Tasavvurlarımın zuhûrunda Fersiz kalmış gözlerimin derinliklerinde Soğuktan titreyen bedenimi ısıtan gülüşlerinde Firak yazılırken visalimde, söz iken sükûtumda gizli idin   Dokunulmuş yalanlar mıydı ‘’mücbir sebep’’e iten? Yoksa miyadı dolmuş sözler mi? Gönlümün en saygın yerinde oturuyorken sen, Oturduğun yere müstahak olmamak mıydı?   Boş bir yer var gönlümde: Beğenmediğin saygın köşe… Gel dersem aynı kimliğinle dönmek nice mümkün?                                                                  Günay Turak 01.01.10  06.30         ... Devamı

Züleyha'nın Halleri

2009-10-08 16:57:00

Her mahlûkun bir canı vardır, aynası vardır; ama  Can Aynası yoktur.Her mahlûkun bir derdi vardır; ama hemderdi yoktur.****Züleyha tebessüm ettiğinde, bir ayrı parlardı Şem, bir başka parlardı, hâleli Ay. Ve bir başka ferlenirdi Can Aynası.Züleyha dert ettiğinde, bir başka boyun eğerdi, başaklar, papatyalar. Ve bir katran kaplardı, aynayı, Can Aynası’nı…***Vakt i meçhulde dememiş miydi Ayine i Can’ın:Bu sahifelerde sen varsın, Züleyha yüzlü, sen. Gel senle bırakalım tecahül- i arif i, ayan edelim her derdi… Züleyha’nın hülyası vardı; hülyasında bir muştu vardı, en revnaklısından, en netametlisinden bir namzet vardı.  Adı Yusuf idi; ama onca müphemdi. Zaman aktı katre misali; aheste aheste, asude asude.Züleyha güzelliğin sahibesi, ay parçası gibi yüzüne bakılmaya doyulmayan, bakıldığında insanın içinde goncalar açtıran bir Züleyha.Hülyaları gerçeğe tezahür etti: Potifar’a… Heyhat! Bir yanılma vardı!Yanılmak, bir sınanmaktır. Yanılmak, gerçeğe bir adım yaklaşmaktır. Yanılmak, beyhude yere yanmaktan, kurtulmaktır.Nitekim yanıldı, Züleyha. Hülyasında kendisine muştulananı Potifar sandı… Potifar’ın cebri yoktu, Züleyha’nın da. Peki ya muştulananın; Yûsuf’un? Yûsuf Kenan İlinin en temizi, güzeli, dürüstü.Bir zamanlar kuyuların, en şerefli misafiriydi; ama yine bir sınanma vardı:Züleyha  bühtan etti, Yûsuf sınandı. Yûsuf aklandı, peki ya Züleyha?Yanıldın Züleyha, gerçeğe bir adım daha yaklaştın, yanıldın, beyhude yere kanadını şem’e kaptırmadın. Züleyha muştusunu fark etti.  Potifar’ı gönlünden azletti ki zaten hiç yer etmemişti.Dünya’ya doğduklarından bu yana beklemekteydiler  vuslatı ve erdiler vuslata... Devamı

Kalanlara Dair...

2009-09-26 16:14:00

Gözlerimde bir matem katresi var leyl i firkatte. Dilimde donuklaşan birkaç mısra. Ve düşer gözlerimden katreler, muntazaman…  İçerisinden iştiyaklar da düşer sen de düşersin, akıp gider; zira ağırdır bu zayıf bedene bu  kadar külfet. Heybemde saklı kalan birkaç satır var hâlâ, belki de hiç bitmeyecek, yazdıkça çoğalacak… Heybem sırtımda, adın dudaklarımda, gözlerin düşen o katrede, gülüşlerin kulaklarımda, sözlerin gönlümde. Sükût et ey giden! Kalan kendi nezdinde gidiyor. Kalan benim; zira giden hiç bekler mi? Giden gitse senden hiç gider mi? Beklerim her İstanbul lafzında, beklerim baranların pervazları dövdüğü anda, hayali santurlar kulağımda tezahür ettiği anda.  Üzerini kaplamış revnakla, bahar şarkısını terennüm ederek gelişini beklerim. Beklesem de her lahza bilirsin kolay feragat ederim, tahatturun geçmesin  bahar, yine feragat ederim. Acılar, söylenmeyenler; sen deryasın içimde; ama dökülen katrelerdir, matemiyle birlikte. Anlatışımın muğlaklığı aşikârdır amma velâkin en güzideleri saklıdır içerimde.  Günay T. Devamı