Anasayfa | Arsiv | Profilim | RSS | E-Mail
MENÜLER

 

8/10/2009 - Züleyha'nın Halleri

Kategori: Benden

Her mahlûkun bir canı vardır, aynası vardır; ama  Can Aynası yoktur.

Her mahlûkun bir derdi vardır; ama hemderdi yoktur.

****
Züleyha tebessüm ettiğinde, bir ayrı parlardı Şem, bir başka parlardı, hâleli Ay. Ve bir başka ferlenirdi Can Aynası.

Züleyha dert ettiğinde, bir başka boyun eğerdi, başaklar, papatyalar. Ve bir katran kaplardı, aynayı, Can Aynası’nı…

***

Vakt i meçhulde dememiş miydi Ayine i Can’ın:

Bu sahifelerde sen varsın, Züleyha yüzlü, sen.

Gel senle bırakalım tecahül- i arif i, ayan edelim her derdi…

Züleyha’nın hülyası vardı; hülyasında bir muştu vardı, en revnaklısından, en netametlisinden bir namzet vardı.  Adı Yusuf idi; ama onca müphemdi. Zaman aktı katre misali; aheste aheste, asude asude.

Züleyha güzelliğin sahibesi, ay parçası gibi yüzüne bakılmaya doyulmayan, bakıldığında insanın içinde goncalar açtıran bir Züleyha.

Hülyaları gerçeğe tezahür etti: Potifar’a… Heyhat! Bir yanılma vardı!

Yanılmak, bir sınanmaktır. Yanılmak, gerçeğe bir adım yaklaşmaktır. Yanılmak, beyhude yere yanmaktan, kurtulmaktır.

Nitekim yanıldı, Züleyha. Hülyasında kendisine muştulananı Potifar sandı… Potifar’ın cebri yoktu, Züleyha’nın da. Peki ya muştulananın; Yûsuf’un? Yûsuf Kenan İlinin en temizi, güzeli, dürüstü.

Bir zamanlar kuyuların, en şerefli misafiriydi; ama yine bir sınanma vardı:

Züleyha  bühtan etti, Yûsuf sınandı. Yûsuf aklandı, peki ya Züleyha?

Yanıldın Züleyha, gerçeğe bir adım daha yaklaştın, yanıldın, beyhude yere kanadını şem’e kaptırmadın.

Züleyha muştusunu fark etti.  Potifar’ı gönlünden azletti ki zaten hiç yer etmemişti.

Dünya’ya doğduklarından bu yana beklemekteydiler  vuslatı ve erdiler vuslata.

Bir yanılıştan sonra, kaderini tayin etti Züleyha.  Ayna ayna ayna, Can Aynası. Yanılışta yoktu; ama fark edişte vardı. Belki de olacak. Ama her daim Cân’a Ayna olacak.
Günay T.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/9/2009 - Kalanlara Dair...

Kategori: Benden

Gözlerimde bir matem katresi var leyl i firkatte. Dilimde donuklaşan birkaç mısra.

Ve düşer gözlerimden katreler, muntazaman…  İçerisinden iştiyaklar da düşer sen de düşersin, akıp gider; zira ağırdır bu zayıf bedene bu  kadar külfet.

Heybemde saklı kalan birkaç satır var hâlâ, belki de hiç bitmeyecek, yazdıkça çoğalacak… Heybem sırtımda, adın dudaklarımda, gözlerin düşen o katrede, gülüşlerin kulaklarımda, sözlerin gönlümde.

Sükût et ey giden! Kalan kendi nezdinde gidiyor. Kalan benim; zira giden hiç bekler mi? Giden gitse senden hiç gider mi?

Beklerim her İstanbul lafzında, beklerim baranların pervazları dövdüğü anda, hayali santurlar kulağımda tezahür ettiği anda.  Üzerini kaplamış revnakla, bahar şarkısını terennüm ederek gelişini beklerim.

Beklesem de her lahza bilirsin kolay feragat ederim, tahatturun geçmesin  bahar, yine feragat ederim.

Acılar, söylenmeyenler; sen deryasın içimde; ama dökülen katrelerdir, matemiyle birlikte.

Anlatışımın muğlaklığı aşikârdır amma velâkin en güzideleri saklıdır içerimde.

 Günay T.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/9/2009 - Firkat

Kategori: Benden


Bir siretsin Züleyha, miyadı dolmayan, dolmayacak olan. Suretten öte bir siret.

Aynaları ayna yapan bir suret, aynalara can veren bir suret. Aynaları konuşturan bir siret.

 Bu latiflik aksederek hiç biter mi Züleyha?  Latiflik bitmez; ama aksedilen; ayna biter Züleyha…

Ayna meş’um ayna nadan, ayna acuzeyse biter Züleyha.

Hangi ayna vardır ki nigahına istiğna etsin.  Hangi ayna vardır ki hasbelkader diyerek, firkate yürüsün.

Paramparça olsun aynalar Züleyha, seni göstermiyor, sana sitem ederek sükût ediyor, aksetmiyorsa, 

kırılsın aynalar Züleyha.

Çirağ orada dönsün pervaneler,  gül dikenlerini ayan etmiş, şakısın bülbüller, beyhude.

Ne güzel gelmiştim hatırlar mısın, Züleyha? Çocuksu düşlerimle, heybemde sakladığım sözlerle, kimseye söylenmemiş sözlerle.  

Şimdi, sıla yazılmış gittiğim yere, firak yazılmış gönlüme. 

Mağrur ayna, eğiyor başını karalar kaplıyor, nur-u derununu. Lal kesiliyor, şerha şerha oluyor…

En yakın olur birgün en uzak, her söz olur birgün sükût, her nevbahar olur birgün hazan.

Bu gece de kapındayım, tan vaktine kadar,  bu gece yeldadır  bana, firkattir bana.

Günay T.

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2009 - Hatırladın mı?

Kategori: Benden

 

Hatırlanan açısından, hatırlamak ne güzel bir şeydir.  Ben, hatırlayan, hatırladım seni; tanıdım.  Hatırlayan açısından da hatırlanmak güzel bir şey olsa gerektir. Hatırladın mı beni?

Hatırlamadın mı o karanfil kokan gecede sen hâleli Ay’a bakarken benim sana bakarak beyitler yazdığımı?

Ay yakamonuzunu bırakırken gözyaşlarına, benim orada ayan olduğumu hatırlamadın mı?

Efsus!

Ben yazıyorken seni süslü sözlerle; ama samimi…

Sen kaçıyorken tevekkeli ben bizar…

                                Anımsamadın mı?

Açıver nikabını, gör beni, tanı beni. Tanıdım seni, sen de tanı beni.

Bir defa gözlerin gözlerime değse, tanıyacaksın içimdeki yangını, şerha şerha yok oluşuma tanık olacaksın, bir görsen, bir tanısan…

Hatırada kalan şey değişmezmiş zamanla, söyle ne değişti hatırada kalan?

Günay T.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/8/2009 - Veee Üniversite

Kategori: Benden
ÖSYS sonuçları dün açıklandı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi- Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleştim.  Puanımın biraz üstündeydi, o yüzden tutacağını hiç sanmıyordum, ''ölü tercih'' diye yazmıştım.  Ama ölü olmadığı belli oldu. :)
Bu dünkü hayallerimin gerçekleşmesi oldu, umarım bugünkü hayallerim de başka bir yarında gerçekleşir.
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/7/2009 - Gelmez Misin?

Kategori: Benden

Gece aksa, yıldızlar bıraksa akislerini denize. Ay aksa, yakamoz olsa…

Bahar en güzel kokularını bıraksa, en güzel kokulu çiçekler kucaklasa baharı…

Biteviye elim açık dolaşsam, bir yağmur olarak gelmez misin?

 Gül vuslatla sonlandırsa cilvesini, bülbül sükûta erse…

 Su yansa ateşte, ateş sönmese suda, yine de gelmez misin?

Koşsam sana, bayramlıklarımla, çocuksu düşlerimle, çocuksu ellerimi uzatsam sana gelmez misin?

 

Sen Züleyha yüzlü, ben bir ayna, bana bakmaya

 Bir şakayık olsam, beni koklamaya,

 Sen biçare, suya muhtaç olsan, ben bir bengi su olsam,

Bir zemheride libas olsam, beni giymeye

Çeşmi giryânına bir mendil olsam,

Gelmez misin?

Sen bir şer olsan, ben bir hayır, mağfirete; sen bir yarım olsan, keza ben de bir yarım, beni kendine bend etmeye yine de mi gelmezsin?

 Günay T.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/7/2009 - ÖSS-2

Kategori: Benden
Bugün itibariyle ÖSS  sonuçları açıklanmış bulunmaktadır. Geleceğimizi şekillendiren 3 saatlik imtihanın sonucunda üzülecek binlerce insan var... 32 bin kişinin sıfır çektiğini düşünürsek durumun vehametini idrak ederiz...  
   Düz lise öğrencisi olarak yapabildiğimin en iyisini yaptığımı düşünüyorum. 
1 milyon küsur kişinin girdiği sınavda 31507. sırada olmak pek de yadırganılası bir durum olmasa gerek...
Sözel2 ham puanım 239,862, okul puanıyla birlikte 308. Türk Dili ve  Edebiyati Öğretmenliğine yetmiyor puanım; ama yeni yayımlanacak olan kılavuzda Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün puanları düşürse oraya yerleşebilme imkanım var. Allah hakkımızda hayırlısını eylesin.
Aşağıda sınav sonucum yer almaktadır.
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/7/2009 - YAĞ-mur

Kategori: Benden

Dökül üzerime yağ yağmur

Lâl dudaklarımı sükûttan kurtar

Sana müştağım, yağ üzerime

Ak u pak et derunumu

 

Tevehhümdeyim yağ ki kurtar beni

Sen yağmayalı biçare, mecnûn oldum

Mütemmimsin yağ yağmur

Yağ ki tam olayım, dinç olayım

 

Sen yağmayalı pinhanım

Yağ yağmur aşikar et beni

Sen, müşkül ben, zebun

Yağ ki bend olayım sana

 

Ab-ı hayatsın, ab-ı hasretimle karışıp yağ yağmur

Günay T.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/7/2009 - Züleyha Yüzlü

Kategori: Benden

Ey Züleyha Yüzlü!..

Havvanın Ademi, Leylanın Mecnûnu, Züleyhanın Yûsufu var…

Hepsi yekta, kendileri gibi... Hepsi birbirine ram, meftun olmuş.  Fıtratları birbirine müselsel…

Hepsinin bahtında kendilerine müstahak, kendilerine muştulanmış nur yüzlüler…


Havvanın yasak meyveyi birlikte tattığı, nâr- ı aşkta yandığı Adem’i…

Leylanın çöle düşmüş,  mecnûn olmuş, Kays’ı …

Züleyhanın bir Yûsuf yüzlüsü, pırıl pırıl, parıldayan, Mısrın azizi Yûsuf’u var…

Yûsuf’u her gördüğünde nurlanan aynaları var.

Ya senin Züleyha yüzlü? Senin Yûsuf  yüzlün kim?

Aynan benim Züleyha yüzlü, nurun kim?  Hangi isim senin isminin yanında durur. Arana hangi isimle girer ‘’ile’’. 

Hangi isim seni taşır, sana layık olur?

Sen bir gül, hangi bülbül  sana dönmeye layık olur? Sen bir şem, hangi pervane yanmaya layık olur?

Çeşmi hoş nigahınla tecelli etti bu cân aynan.

Günay Turak

  

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/6/2009 - Can Aynası

Kategori: Benden

                                                     Can Aynası

Endam aynası oldum, servi  karşısında el aynası oldum mecali olmayan yüz karşısında. Hülasa, hepsi sûretti, hepsi madde…

Can aynası dendi; ama canı görmedim; gösteremedim.  Viran bir meskende unutulmaya yüz tuttum. Tozlar kapladı bedenimi.  Bana sûret değil, siret gerekti. Bir latif yüz gerekti bana, aslıma rücu ettirecek bir yüz…

Ben cömert, yalansız, ne varsa aksettim.

Görmediğimi aksettiremedim; unutulmaya yüz tuttum.

Zaman aktı gitti, ayna bir siret gördü, meftun oldu yüreğine, siretine.

Aldı eline beni, tozlardan arındırdı, sözlerle yıkadı bedenimi, gülüşleriyle şirazeledi beni, hilkatime kendini kattı…

Ferlendim, ışıdıkça ışıdım…

Bu nasıl bir can, nasıl bir sûret ki, bana bakanın gözleri kamaşır.

Bilmezler bilmezler ki, bu aynanın ardında, derununda kim var.

Bu aynanın ardında öyle bedii, en latif sözlere müstahak kişi var. 

Kokusu yasemen, giryanı ab-ı hayat, elma yanaklı, sırma saçları şahsına münhasır.

Yok senden özge, senden öte.

 Şimdi diriyim, dinçim, duruyum. Üzerimde ne bir toz bulutu, ne derunumda bir katran, bahar havası gibi içim hoş. Can aynasıyım, ben, ben dediğim, ben letafet sahibinin aksiyim…

Günay Turak

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->